İzmit’in Gizli Bahçesi: Yuvacık

Temmuz 2, 2018 0 Yazar: kadirus94

                                    YUVACIK 

 

Bilindiği üzere İzmit Türkiye’nin en büyük sanayi şehirlerinden biri. Bu demek oluyor ki gürültü, toz ,ses kir ve pas şehrin üzerinden hiç eksilmiyor. Bu insanının da karakterine yansıyor tabi zamanla ama Onlar farkında değil. Şehrin mimarisi, sosyalleşme alanları ve sokakları sanki hep üretime ve sonradan aldığı göçün karmaşasına çıkıyor. Hal böyle olunca da hem yerli halkın hem de çevre illerin kaçtığı yerlerin başında Yuvacık geliyor. İzmit’in merkezinden 10-15 km. uzaklıkta olan bu cennetin yollarına uzun zamandır düşüyor her nefesim sıkıştığında nefes almak için kaçıyorum..

Ufak ufak tepeleri tırmandırıyor önce sizlere yollar, ardından dar ve yemyeşil doğasıyla Yuvacık barajına ulaşıyorsunuz. Tek tük evler çıkıyor karşınıza sonra içinizden ”artık ev falan olmaz herhalde ” derken, karşısına sonradan yapılmış ve doğada sırıtan siteler çıkıyor. Kısa süre içinde onları da geride bırakıp artık tamamen köylerin kucağına bırakıyorsunuz kendinizi. Baraj çevresinden öylesine güzel öylesine kıvrımlı yollardan geçiyorsunuz ki , bir motorsiklet kullanıcısı olarak orada aldığım sürüş keyfini başka hiçbir yerde alamıyorum diyebilirim. 

Sağlı sollu kamp alanları ve ahşap hoş geldiniz tabelalarından sonra asıl Yuvacık’ı Yuvacık yapan yere gidebiliyorsunuz. Büyük Tesisler.. İçinden derenin aktığı, dere üzerine onlarca terastan oluşan kahvaltı mekanlarının ve çay bahçelerinin kurulduğu bir görüntü karşılıyor sizleri. Ne bir beton var ne bir demir. Asma köprülerden geçip Bungalov evlerine ulaşıyorsunuz. Ağaçlar öyle büyük ve öyle heybetli ki, o sıcak yaz gününde buz gibi suyun içinde otururken güneş size dokunamıyor. Tesiste yok yok, biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

 

Mesela Atv turu yapmak istiyorsunuz, hemen orada, Tracking yapmak istiyorsunuz hemen dibinizde, okçuluk, ata binme, kahvaltı, konaklama, dinlenme, her türlü organizasyon için ortam müsait. Öyle kuru kuru da değil bu güzellikler, kapitalizmin hırçın pençelerinden kurtulmuş yanları da var. Çay kahve ve bilimum içecek ücretsiz. Sadece gidip arkadaşlarınızla orada oturup koca bir demlik çay içebiliyor ve ücret ödemeden kalkıp yola koyulabiliyorsunuz. 

Köpekler, kediler, kuşlar ve bazı yabani hayvanlar ayaklarınızın arasında size dokunmadan öylece dolanıyor etrafta geziniyorlar. Sohbetin kesildiği o küçük saniyelerde, şehrin o uğultusunu adete hafızalardan silmek için derenin gümbür gümbür suyu sizi başka diyarlara hatta evrenlere götürüyor. Sürekli gittiğim için insanlara kulak misafiri olmaya yüzlerini okumaya başladım bir süredir.

Hepsi de aynı şeyden şikayetçi.. ŞEHİR.. Neden şehirdesin ? sorusuna böyle bir yerde yaşamak için cevabını çok alıyorum. Yani sahip olduğu şeyi isteyerek kaybedip, sonra da ona ulaşmak için tam tersi istikamette bir ömür geçiriyor insanoğlu. Korkuyor aslında çoğu, yapamamaktan, onca emeğinin hiç olmasından, sıfırdan başlamaktan. İşte arada böyle gelip cennetin perdesini aralıyor ve sonra o mekanik sistemin içine tekrardan geri dönüyor.

Derenin üzerine salıncaklar kurulmuş yüksek ağaç dallarından, doğaya aykırı ne bir yapı var ne de bir yapı malzemesi. Bir zamanlar buraya Türkiye’nin zenginleri gelirmiş duyduğuma göre, deprem sonrası herkes gibi Onlar da istikametlerini Güney’e ve Güneybatı’ya çevirmişler. Olsun iyi tarafından bakalım. Artık gelmek için zengin olmanıza gerek yok 🙂 Bir araç ya da yuvacık köyüne otobüsle geldikten sonra yürümenizi sağlayacak bir çift ayak ve doğa sevgisi yetiyor bugünlerde. Eğer İzmit’ten geçerken ciddi anlamda bunaldıysanız bu gri atmosferden. 20 dk. hayatınızdan verip unutulmaz anlar yaşamak için burayı tercih edebilirsiniz. Kötü tarafı telefonlar çekmiyor, çektiğiniz fotoğraflarla yolda ilgileniyorsunuz. İyi tarafı da ; iyi ki çekmiyor. gözünüzü telefondan kaldırıp gerçek şeyler görmenize vesile oluyor …

——-KADİR US——-

Fotoğraf Kaynakları :    5 4 3 2  1